• Türkiye’ de istediğiniz müziği yapma olanağınız var mı ?

Evet, istediğiniz müziği yapma olanağınız var. Ancak soruyu müziğinizi dinleyiciye ulaştırma olanağımız var mı şeklinde algılarsak cevap biraz daha farklı olur. Son senelerde gelişmeler var. Pop kültüre hizmet eden plak firmaları yanında tek tük alternatif projelere şans veren plak şirketleri de kurulmaya başlandı. Sonuç olarak bugün raflarda değerli müzisyen arkadaşlarımızın albümlerini bulabiliyoruz. Üretilen müziklerin dinleyici ile canlı buluşacağı kulüplerin sayısında da son dönemde yavaş bir artış var. Ekonomi iyi yönde ilerledikçe kişisel girişimler daha da artacak, alternatif üretimler çoğalacak kendi müziğini yapan müzisyenlerin sayısı hepimizin arzu ettiği seviyeye ulaşacaktır. Müzik piyasasının gelişimi çeşitliliğin artması ile sağlanacaktır. Bu da tüm dünyada olduğu gibi ancak kişisel çabalar ile mümkündür.

  • Bir davulla ilk kez kaç yaşındayken karşılaştınız ?

Davul ile lise yıllarımda tanıştım. Aslında bu bir tanışma da değildi. Davul ile fiziksel ilk temasım tanışmanın ötesinde kavuşmaydı. O gün çalmaya başladım ve hala çalıyorum. Daha önce kısa bir süre gitar çalışmıştım. İlkokul yıllarımda da uzun süre mandolin dersi almıştım. Bugünlerde de fırsat buldukça piyano çalışıyorum ama pek hızlı ilerlediğim söylenemez.

  • “Şu anda o yaşlarda olsaydım şunu yapardım” diyebileceğiniz bir şey oldu mu?

Aslında evet birşeyler kaldı geride keşke dediğim... O zamanlar bugünki gibi davul dersi alabileceğiniz Drum Club gibi özel davul stüdyoları ya da akademik bir kariyer yapabileceğiniz Bilgi ve Y.T.Ü. nün müzik bölümleri gibi okullar yoktu. Kendi başımıza öğrenmek başka branşlarda eğitim almak zorunda kaldık (Y.T.Ü Makina Müh yarıda bıraktım daha sonra da İşletme okudum). Ve maalesef kendi başınıza öğrenmek gerçekten çok zaman kaybettirici ve uzun bir yol. Yol gösteren, hatalarınızı düzelten birinin size destek olması çok büyük bir avantaj. Keşke bugün o yaşlarda olsaydım da imkanlardan faydalanıp kendimi çok daha iyi geliştirebilseydim diyorum.

  • Yıllar önce kurduğunuz hayalleri gerçekleştirebildiniz mi ?

Kaba hatları ile evet. Artık ayrıntılar kaldı. Profesyonel bir davulcu-müzisyen olmak, kendime ait bir studyom olması, sevdiğim enstrümanlara sahip olmak gibi başlangıç hayallerimi gerçekleştirdim. Ama insan hergün yeni hayaller kuruyor ve hep onların peşinde koşuyor, hedefler değişiyor.

  • Şimdiki hayalleriniz nelerdir ?

Bir önceki soruda bahsettiğim gibi genel çerçeveyi çizdikten sonra yeni hayaller hep ayrıntıları oluşturuyor. Bugüne kadar altyapıyı oluşturmak için uğraştım dersek yeni hayaller hep üretim üzerine. Üretmek çok ve kaliteli üretmek.

  • Bülent Akbay, Bülent Akbay olmasaydı Bülent Akbay’ ı dinler ve beğenir miydi ?

Çok iyi bir dinleyicimdir, çok çeşitli tarzda müzik dinlerim ve hep etrafımda olanı biteni takip ederim, bu yüzden Bülent Akbay için zor bir dinleyici olurdum. Çok fazla beğenmediğim özellik var çalışımda. Bunların yanında hep korumaya çalıştığım beni ben yapan ve aynı enerji ile çalmamı sağlayan temel ögeler ve duygular da var. Beğenmediğim özelliklerimi gidermeye çalışmam ilerlemi sağlıyor ancak sonra fark ediyorum ki sayıları hiç değişmiyor. Çünkü insan gün geçtikçe değişiyor ve değer verdiği şeylerde değişiyor. Çok kötü çaldığım günler oluyor, çok eğlenerek kötü çaldığım ya da kendime çok kızarak sinirle iyi çaldığım günler. Ruh halim çalışımı çok etkiliyor. Dinleyici olarak bunu ne kadar fark ederdim bilmiyorum ama profesyonel bir müzisyenden beklenmesi gereken ilk şeyin ne olursa olsun belli bir standartın altına düşmeden performanslar sergileyebilmek olduğunu düşünüyorum. Bunun aksi bir durum pek tercih edilmez sanırım. Davulun doğası gereği öğrenmenin ilk yıllarında bir ölçü içinde ne kadar çok nota çalabildiğimizi bir ölçüt sanırdık, sporcu gibi çalışırdık zamanla anladım ki bir ölçü içine gereken sayıda notayı en uygun şekilde yerleştirmek, ürettiğimiz müziğe-tarza uygun elektriği, lezzeti verebilmek işin püf noktası ve bu ancak tecrübe ile çalışma ile kazanılıyor. Bu tarafımda eksikler görüyorum bazen çaldığım şeye yakışmadığımı düşündüğüm oluyor. Tabii bütün bu değerlendirme işe tek kişi açısından baktığımızda geçerli. Müzik bir ekip işi ve ben davulcu olarak müziğin sadece benim payıma düşen kısmını icra edebilirim bu nedenle sorunun cevabı aslında nerede kimlerle ne tarz müzik yaptığımıza, o gün ekipteki herkesin mutlu olmasına ya da sadece bir kişinin mutsuz olmasına, dinleyicinin katılımına verdiği desteğe ve daha bir çok kritere göre değişir. O kadar çeşitli faktörler işin içindedir ki işte bu yüzden müzik, müzik olur.

  • Bir müzisyenin kendine özel bir tarz oluşturması nasıl bir aşama gerektirir ?

Suni, sadece farklı olmak için üretilmiş tarzları sevmiyorum. Herkes böyle çalıyor o yüzden ben farklı çalmalıyım ya da bu ara herkes böyle yapıyor ben on sene önce yapılanı yapayım gibi sahte arayışları sevmiyorum. Her insan birbirinden farklı. Hayata dair en basit şeyleri bile farklı yapıyoruz zaten. Bu yüzden önce birey olarak farklılıklarımızı görmeli onların altını çizmeliyiz. İşin enstrüman kısmına gelince, o iş ile ilgili izlenmesi gereken yolu takip etmeli, gelişmek için çok çalışmalı ve çok dinlemeliyiz. Zamanla içerde birikenler kişisel süzgecimizde süzülecek, altını çizdiğimiz özelliklerimiz ile birleşecek ve doğal ve bize özgü tarz oluşacaktır.

  • Her müzisyenin enstrümanı kişiliğini yansıtır mı ?

Başlangıçta yansıtmıyor diye düşünüyorum. Zamanla enstrüman ile ilişkiniz kuvvetlendikçe bu gerçekleşiyor. Müzik sadece seslerden ibaret değil işin içinde duygular var, dokunmak var. Enstrümana dokunuyorsunuz, vuruyorsunuz performans öncesi onu hazırlıyorsunuz ve onunla yıllarınız geçtikçe bunu çok daha kendinize özel yapmaya başlıyorsunuz. Sonuç mutlaka sizin kişiliğinizle ilişkili oluyor.

  • Diğer sanat dallarıyla aranız nasıl ?

Çocukluk yıllarımda resim çizerdim oldukça iyi çizerdim, ailemizde resimle ilgili bu yönde yeteneği olanlar var. Ancak müzik çok yoğun uğraş istediği ve zamanımın çoğunu buna harcadığım için resim işini rafa kaldırdım. Günümün en az üçte biri müzikle geçiyor kalan kısmı da İstanbul gibi büyük bir şehirde aile ve şehir hayatı içinde eriyor. Birgün kendime biraz daha fazla zaman ayırabildiğim zaman yeniden çizmek istiyorum. Resim dışında çok sıkı bir şekilde olmasa da sinemayı takip ederim ve çok okurum.

  • Bildiklerinizi birileriyle paylaşma, aktarma isteği duyuyor musunuz?Bunun için neler yapıyorsunuz ?

Bu istek bende öğrenmeye başladığım zaman başlamıştı. Bildiğim ve keşfettiğim şeyleri diğer müzisyen arkadaşlarım ile paylaşırdım, daha öncede söyledim kendi başına öğrenmek çok zordur bu sebeple öğrenmek isteyenlere hep yardım ettim. Araştırmacı bir tipimdir, davul ve davulculuk üzerine çok büyük bir dergi-kitap-video arşivim var. Bunun yanında gerçek bir müzik arşivi; binlerce albüm. Öğrenmek için gerçek bir hazine. Hep paylaştım hala da paylaşıyorum. 1997 yılında bir fırsat doğdu Hakan Açıkalın ile beraber Drum Club’u kurduk. O günlerde kendi çalışmalarımız için kurduğumuz mini bir stüdyoydu. İlk ve özel olması, Tünel gibi merkezi bir yerde olması, davulcuların biraraya geldiği bir kulüp halini almasını sağladı. Bugün Diyarbakır’dan Edirne’ye kadar bilinen, İstanbul dışından ders almak için özel olarak gelinen, merak edilen şeyleri öğrenmek için ya da takıldıkları konularda bilgi almak için e-posta yollanan yada aranan bir merkez halini aldı. Yeni başlamak, eksiklerini gidermek ya da enstrüman seçimi gibi konularda danışmak, biraz davulculuk konuşmak ya da bizim gibi paylaşmak isteyenlerin uğradığı, profesyonel müzisyen dostlarımızın sık sık gelip bu paylaşıma katkıda bulunduğu bir davulculuk merkezi oldu. Katılımı ve paylaşımı arttırmak icin web sayfamız http://www.drumclub.net yanında http://www.drumclubforum.com adresinde bir de davulculuk forumu kurduk. Istanbul dışı katılımı da arttırdık. Gecen yedi sene sonunda kulüplerde çalan, kendi grupları ile müzik üretmeye çalışan, üniversitelerin müzik bölümlerine girmiş eğitimine devam eden öğrencilerimiz, Drum Club’da eğitmen olarak kariyerlerine başlangıç yapmış bugün müzik piyasasında profesyonel olarak yer alan genç müzisyenleri görmek paylaşmanın ve öğretmenin güzel duygularını bana hissettiriyor. Müzisyen olarak gece çalışmanın verdiği tüm yorgunluğa rağmen haftanın altı günü gündüzleri hem davul ve müzik çalışmak hem de öğretmek ve paylaşmak için Drum Club’da geçiriyorum.

spacer.gif (825 bytes)

spacer.gif (825 bytes)

& Zilleri Bülent Akbay'ın Sponsorlarıdır.



Copyright © 2006 Bülent Akbay. Tüm Hakları Saklıdır.